
KARAKTERLER

Kanat
Çocuk yaşta anne babasını kaybetmenin acısı ve yalnızlığıyla büyüyen Kanat, savaştan uzak durmaya çalışan kendi halinde sade bir çoban. Hem de herkesin savaşçı doğduğu Hun İmparatorluğunda. Onun asıl yeteneği ise ocak başında gizli. Henüz bilmese de, Orta Dünya’daki en iyi kımız onun tenceresinde mayalanıyor ve yüreğinde kimsenin fark etmediği, patlamaya hazır bir Kanat saklı.

Tayga
Tanrıların bir hatasıyla hayata gelen kımız tulumu Tayga, konuşkan mı konuşkan. Kendine has komik tavırlarıyla girdiği her ortamın eğlence kaynağı. Arada tırsıp, kaçıp saklanmak istese de, ortalığı karıştırmadan duramıyor! Kanat’la arasındaki bağ her şeyin ötesinde. Ona çok güveniyor, çünkü tüm orta dünyada Kanat onu olduğu gibi kabul eden, kut’u için değil de, dostluğu için yanında olan tek kişi. Bir kımız tulumu için biraz fazla soru soruyor olabilir, ama Tayga, kim olduğunu ve nereye ait olduğunu anlamaya çalışırken, bu yolculuğun onu kendisinden de büyük bir sırrın içine çekeceğinden bihaber.

Gökçen
Gökyüzü kadar özgür, bozkırlar kadar korkusuz bir savaşçı. Maceracı, tutkulu ve asi ruhu, onun en büyük silahı. Yayının gerildiği her an hedefi vuracağından emin olabilirsiniz. Ama o yalnızca yetenekli bir savaşçı değil. Gökçen’in asıl gücü sevdiklerine karşı duyduğu şefkat ve onları koruma arzusu. Yanından hiç ayrılmayan grifonu Timuçin onun en yakın dostu. Gökçen’in dünyasında, savaş ve şefkat hep bir arada.

Timuçin
Parlayan altın rengi tüyleri, aslan kürkü ve kartal kanatlarıyla karizması bir yana Timuçin, Gökçen’in savaş meydanındaki gözü, kulağı ve en sadık yol arkadaşı. Biraz heyecanlı olsa da, Gökçen’le arasındaki bağ onun için her şeyin üstünde. Onu sakin tutmak her zaman kolay değil ama birlikte çıktıkları her macera, bu güçlü dostluğun bir başka kanıtı. Timuçin, keskin sesiyle bağıra çağıra kovalarken düşmanlarını komik duruma düşüren efsane bir savaşçı ve sadık bir dost.

Arat
Hunların kutsal kabul ettiği demircilikle uğraşan bir zanaatkar. Demirden kılıçlar ve zırhlar yapan, elleriyle Hunların kaderini şekillendiren bir usta. Ama Arat için en değerli şey, eşi Aybike’ye olan sevgisi. Ne pahasına olursa olsun bir çocuk sahibi olmaya kararlı olan Arat'ın hikayesi, hayatta her şeyini kaybetmekten korkan bir adamın fedakarlığını ve karanlık yanını aynanda gözler önüne seriyor

Aybike
Obadaki en yetenekli binici Aybike her Hunlu gibi bu işi çocuk yaşta öğrenmişti. Hatta bir söylentiye göre daha yürümeyi öğrenmeden koyun binmeye başlamıştı. Savaş meydanlarında çılgınlığıyla tanınsa da hiçbir savaş, içindeki korkuyla baş edebilmesine yetmiyor. Herkes onu yenilmez zannederken, içten içe hep bir şeylerin eksik olduğunu hisseden Aybike'nin hikayesi, doğmamış çocuğunu kucağına alamayan, kırılmış gururunu kendine kalkan edinmiş umut dolu bir azmin hikayesi.